Magnesia Antik Kenti

Gecelerin Tanrıçası, gümüş kaşlı Artemis’in memleketi Magnesia

 

Gecelerin Tanrıçası, Gümüş Kaşlı Artemis’in memleketi Magnesia, tanrıça onuruna yapılmış en estetik, en sıra dışı tapınaklardan birisine sahiptir. Günümüz araştırmacılarının üzerine yüzlerce makale yazdığı, ciltlerce kitap yayınladığı Artemis Tapınağı, eski çağların en büyük mimarı Hermogenes tarafından inşa edilmiş, bu tapınakta kullanılan yeni teknikler ve estetik değerler binlerce yıl etkisini sürdürmüştür. Rönesans ve modern mimariye kadar pek çok akımı etkileyen ilklerin, yeniliklerin izleri hâlâ Magnesia’da, yerinde görülmektedir. Matematiğin, geometrinin, fiziğin ve taş işleme tekniklerinin, kısaca mimarlığın ve insan becerisinin zirveye çıktığı kentteki kalıntılar, ziyaretçilerine 2 bin 200 yıl önce insanların neler yapabildiğini anlatıyor, yaşatıyor.

 

Magnesia, yaklaşık 1,5 km. çapında surlarla çevrili bir antik kenttir. Aydın’ın Germencik ilçesi, Tekin Mahallesi sınırları içinde, Ortaklar-Söke karayolu üzerinde, Gümüşdağ'ın (Thorax) eteğinde, Menderes Nehri'nin kolu olan Gümüşçay'ın (Lethaios) kenarında yer almaktadır.

 


Kentin Tarihi

 

İyonia’da, Ephesos, Priene ve Tralleis Antik Kentlerinin yollarının kesiştiği bir konumda, önemli ticari ve stratejik potansiyele sahip bir kent olan Magnesia, tahıl üretimi ve bugün bölgede olduğu gibi inciriyle ünlüydü. Kent, Makedonya Kralı Büyük İskender'e (M.Ö 336-323) kadar Pers yönetiminde kalmıştır. Önce Seleukos, daha sonra da Pergamon Krallığı’na bağlı kaldığı yıllar ise kentin en görkemli dönemi sayılır. Bizans İmparatorluğu dönemindeyse 12. yüzyıla kadar piskoposluk merkezi olduğu bilinmektedir.

 

Araştırma Tarihçesi

 

Magnesia'da ilk kazı, 1842-43 yıllarında Fransız Hükümeti tarafından gerçekleştirilmiş; Artemis Tapınağı frizlerinin bir bölümü, Paris Louvre Müzesi'ne götürülmüştür. Kent hakkındaki asıl bilgilerse Almanya tarafından yaptırılan ve 21 yıl süren kazılara dayanmaktadır. Tiyatro, artemision, agora, Zeus Tapınağı ve prytaneionda çalışmalar yürütülmüş, ortaya çıkarılan mimari elemanlar ve heykeller, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne ve Berlin Pergamon Museum’a gönderilmiştir. Son kazılar ise Karabük Üniversitesi adına sürdürülmektedir.

 

Tiyatro

 

Theatron, podyumunun ortasındaki giriş ve yanlardaki proedrie (özel koltuklar) nedeniyle bilinen diğer tiyatrolardan ayrılan bir yapıdır. Bu özelliği nedeniyle “theatron”, (izleyici yeri) olarak tanımlanmıştır. Yapılırken, toprak kayması nedeniyle bitirilemeden kaldığı varsayılmaktadır. Bitirilmemiş olması en önemli özelliğidir. Tiyatro, planların nasıl inşa edildiği konusunda bizleri bilgilendirir. Temellerindeki (arka bölümde, sağdan sola) ve mermer bloklarındaki işçilik aşamaları bitmemiş olduğunu kanıtlamaktadır. Bitirilseydi “Leukophryena” ismindeki Magnesia olimpik oyunlarının, müzik içerikli yarışmalarının yapılacağı bir konser yapısı olacak ve podyumundaki bitirilmemiş bloklara stadiondaki gibi kabartmalar işlenecekti. Bitirilseydi yedi kerkisli (dilimli), çift diazomalı (ara yollu) ve yaklaşık 4 bin 700 kişilik bir yapı olacaktı. 1984 yılında başlatılan kazılar aralıklarla devam etmiş, 2003 yılında tamamlanmıştır. 2004 yılında çevre düzenlemesi yapılarak çalışmalar tamamlanmıştır.

 

 

 

 

Artemis Leukophryene Tapınağı

 

Artemis Tapınağı'nın kalıntıları karayolunun hemen batısındadır. Anadolu’daki Helenistik döneme ait en büyük dördüncü tapınaktır. Mimar Hermogenes’in eseridir. Kendi buluşu olan ve “pseudodipteros” (dipteros görünümlü) olarak tanımlanan bir planı ilk kez bu tapınakta uygulamıştır. Stylobat ölçüleri 41 x 67,5 m.’dir. Batıya dönük bu tapınak, İyon düzenindedir ve 8x15 sütunludur. Attika tipi sütun kaideleri ve sütunların üstünde yer alan figürlü friz, Anadolu’daki ilk örneklerdir. Amazonlar savaşının anlatıldığı, 175 m. uzunluğundaki friz ve tapınağın yapı elemanları, İstanbul, Paris ve Berlin müzelerinde sergilenmektedir. 1891–93 yılları arasında kazılmıştır. Tapınağın batı cephesine yönelik kazıları izleyen restorasyon çalışmaları sonucunda, tapınağın batı cephesine ait alınlık, ören yerinin girişine yakın bir alanda, tapınağın güneyinde, parçaların yapıdaki özgün yerleri dikkate alınarak tekrar ayağa kaldırılmıştır (anastylosis). Tapınağa ait 28 sütun başlığı, ören yerinde sergilenmektedir.

 


Agora

 

Artemisiondan agoraya propylondan geçilerek girilir. 1891-1893 yılları arasında bölümler halinde kazılmış, aradan geçen zaman içinde yeniden 3 m. yüksekliğindeki mil tabakası altında kalmıştır. 2000 yılında agorada başlatılan kazılar, bu yüksek dolgu nedeniyle tamamlanamamaktadır. 26 bin metrekarelik alanı kapsayan agorayı stoalar çevreler. Bloklarla kaplı meydan, daha çok dinî törenlere yönelikti. Meydanın güneyinde, bugün toprak altında kalmış olan Zeus Tapınağı yer almaktaydı. Doğu stoanın altında, şimdiye dek bilinmeyen bir kriptoportikusun varlığı, 2002 yılında kısmen ortaya çıkarılmıştır.

 

 

 

 

Stadion

 

Kentin güneybatısında, kuzey-güney doğrultusunda uzanan iki tepenin arasına yerleştirilmiştir. İlk çalışmalar 2008 yılında başlatılmıştır. Stadionun pist uzunluğu 189 m.’dir ve yaklaşık 30 bin kişiliktir. Türkiye’nin olduğu kadar, dünyanın da en iyi korunmuş stadionlarından biri durumundadır. Bilinenlerden çok farklı özelliklere sahiptir. Arena podyumunda kabartmalara yer verilmiş olmasıyla diğer stadionlardan çok farklı bir özellik taşır.


Magnesia Gymnasiumları

 

Stadion Gymnasionu

 

Magnesia'da görülebilen en yüksek kalıntıdır. Üç ana bölüm olan hamam, apodyterion ve palaestradan oluşmaktadır. Hamam bölümünün altında, yanlış bir yorumla Efes'e kadar giden ve yeraltı yolu olarak tanımlanan, tonozlu iki uzun galeri ile onları birbirine bağlayan mekânlar yer almaktadır. Buradaki bir merdivenle yapının sadece kapısı kalmış üçüncü katına kadar çıkılabilmektedir. Apodyterion iki katlıdır. Güneybatı köşesinde ana caddeye açılan merdivenli anıtsal girişi vardır. Güneyindeki Musalar Salonu kısmen ortaya çıkarılmıştır.

 

Lethaios Gymnasionu

 

Kentin ikinci gymnasionudur. Ortaklar - Söke karayolunun ve tren yolunun doğusunda kalır. Lethaios (gümüş ay) kenarında, kentin kuzey-güney yönünden sapan birkaç yapısından biridir. Bunun nedeni, lethaiosun konumuna uymak zorunluğundan kaynaklanmış olmalıdır. Arkeologlar tarafından “kışla” olarak tanımlanan yapının bir hamam - gymnasion kompleksi olduğu şu an görünen kalıntılardan anlaşılmaktadır.

 

Ulaşım

 

Magnesia’ya ulaşım, İzmir - Aydın karayolundan, Selçuk üzerinden, Aydın’dan, Germencik üzerinden ya da Söke üzerinden özel araç ya da otobüslerle sağlanmaktadır. İzmir'den tam 100 km., Ortaklar'dan 4 km, Söke'den ise 16 km. uzaklıktadır. Otoyolu tercih edenler, Söke - Bodrum çıkışından önce, Ortaklar yönüne döndüklerinde 1,5 km. sonra antik kentin girişindeki hizmet ünitesine ulaşırlar.


Giriş

 

Ziyaret saatleri, kışın 08.30-17.00, yazın 09.00-19.00’dur. Haftanın her günü ziyarete açıktır. Magnesia Ören Yeri'ne giriş ücretsizdir.

 

Benzer İçerikler