Bir Baba Üç Oğul Camileri

Üveys Paşa Camii

 

Aydın’da yaşamış ve yaptırdıkları camilerle adlarını tarihe yazdırmış 3 kardeşten biri olan Kadı Muhiddin Efendi’nin oğlu, Mısır Beylerbeyi Üveys Paşa, kendi adını taşıyan camiyi 1568 yılında yaptırmıştır. Aydın’ın kültürel değerleri arasında yer alan Üveys Paşa Camii, şehrin en eski camisi unvanını taşımaktadır. Efeler ilçesi Köprülü Mahallesinde yer alan Üveys Paşa Camii geçmişte deprem, yangın gibi büyük felaketler yaşamasına rağmen yüzlerce yıllık ihtişamıyla hala dimdik ayakta durmaktadır. Bu tarihi yapıt, 1899 yılında yaşanan büyük depremde hasar görmüş, 3 yıl sonra Sökeli Mimar Halil Paşa tarafından onarılmıştır. Yunan işgali sırasında yakılıp tahrip edildikten sonra 1947'de restore edilmiştir.

 

   

 

Üveys Paşa Camii avlu içerisinde kare planlı tek kubbeli küçük bir camidir. Yüksek kasnak üzerine oturan kubbesi kiremit kaplıdır. Dört sütunlu son cemaat yeri kirpi saçaklıklı üç kubbecik ile örtülmüştür. Giriş kapısı üzerinde yazıtı bulunmaktadır. Mihrap ve minberinde dikkati çeken bir bezeme olmayıp sadedir. Büyük olasılıkla caminin yandığı sırada içerisindeki bezemelerle birlikte tahrip olmuştur. Güney cephede öküzgözü pencereler dikkati çeker. Son cemaat yerinin üzeri kubbelerle örtülüdür. Ortadaki kubbeye istiridye kabuğu şekilli tromplarla, yanlardakine ise pandantiflerle geçilmektedir. Sütunlar yuvarlak gövdelidir. Kuzeyde kadınlar mahfili yer almaktadır.

  

Ramazan Paşa Camii

 

Üveys Paşa’nın kardeşi olan Ramazan Paşa, yine kendi adını taşıyan Ramazan Paşa Camii’ni 1595’te yaptırmıştır. Cami 1899 depreminde tamamen yıkılmıştır. Günümüze ulaşan camiyi Sökeli Halil Paşa yaptırmış, orijinalliğinden uzaklaşan camide karmaşık bir üslup görülmektedir. Burada Avrupa mimarisinden yararlanılmak istenmişse de bunda başarılı olunamamıştır.

 

   

 

Cami, kare planlı olup, kesme taştan yapılmıştır. Kubbe kasnağındaki yuvarlak pencereler barok kıvrımlarla çevrelenmiştir. Ahşap giriş kapısı, oyma işleri ile bezenmiştir. Yapının üzeri büyük bir kubbe ile örtülmüştür. İçerisini barok üslubu anımsatan on uzun pencere ve su damlacığı şeklindeki küçük pencereler aydınlatmaktadır. Alçı kabartmalar, renkli cam işçiliği ve ağaç oymacılığı bakımından süslemeleri önemlidir. Caminin iç bezemesi bütünüyle barok üsluptadır. Kurtuluş Savaşı sırasında 22 Mayıs 1919’da direniş toplantısı bu cami içerisinde yapılmıştır.

 

 

 

Hasan Çelebi Camii (Eski-Yeni Camii)

Kadı Muhiddin Efendi’nin diğer oğlu Hasan Çelebi tarafından 16. yy’de yaptırıldığı düşünülen Hasan Çelebi Camii, Hasan Efendi Mahallesi Batı Gazi Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Halk arasında Eski-Yeni Cami olarak da bilinmektedir.

 

 

Avlu içerisindeki cami, kare planlı ve tek kubbeli bir harime sahiptir. Kuzeyinde üç bölümlü ve üzeri kubbelerle örtülü bir son cemaat yeri ile batı cephenin kuzey ucunda bir minaresi vardır. Şadırvan avlunun kuzeyindedir. Kesme taştan inşa edilen yapı 1950 yılında onarım geçirmiştir. Cepheler dikdörtgen şekilli, sivri kemerli alınlıklar olan pencerelere sahiptir. Kuzeydeki girişten harime ulaşılır. Kubbeye tromplarla geçilmektedir. Mihrap mermerdir. Caminin süslemeleri mihrapta yoğunlaşmıştır.

 

 

Bey Camii (Süleyman Bey Camii)

Aydın’ın ihtişamlı camilerinden biri olan Bey Camii, istasyon binası yakınında bulunmaktadır. Süleyman Bey Camii olarak da bilinen bu büyük yapının, Üveys Paşazade Mehmet Bey’in torunu ve Cezayir Beylerbeyi Mustafa Paşa’nın oğlu Süleyman Bey tarafından 1683 yılında yaptırıldığı Süleyman Bey’in vakfiyesinden öğrenilmiştir.

Mimar Sinan’ın kalfalarından biri tarafından inşa edildiği düşünülen bir avlu içerisindeki kare plânlı bu camii, kesme taştan ve tek kubbeli bir yapıdır. Kubbesi, iki kademeli beden duvarları üzerinde 16 köşeli bir kasnak üzerine oturtulmuştur. Camiyi aydınlatan pencereler duvarlarda ve kasnakta yer almaktadır. Dışarıdan dar bir merdivenle kadınlar mahfiline çıkılır. Kubbe içerisindeki bezemeler XVII. yüzyıl üslubuna göre yenilenmiştir.

 

Kesme taştan yapılmış mihrabı sade olup, mermerden yapılmış minberin merdiven altı işlemelidir. Tek şerefeli minaresinin gövdesi çok kenarlıdır. Caminin minaresi 1899 depreminde yıkılmış, şerefeden yukarı kısımları yenilenmiştir. Ancak bu yenilenme orijinal durumundan çok uzaktır. Yunan işgali sırasında tahribata uğrayan minare 1954-1956 yıllarında cami ile birlikte onarılmış ve orijinal durumuna getirilmeye çalışılmıştır.

 

 

Benzer İçerikler