Arpaz Kulesi

Pamuk Tarlasındaki Şato; Arpaz Kulesi

 

Fatih Sultan Mehmet’in şehzadelerinden Cem Sultan’ın yanında yer alan Gedik Ahmet Paşa, tahta Sultan İkinci Beyazıt geçince boğdurulmuş, çocukları ise Arpaz’a (Esenköy) sürgüne gönderilmiş.

Merhum Ahmet Paşa’nın büyük oğlu Mehmet işe girişip, Arpaz’da büyük bir malikâne yaptırmaya başlamış. 19. yüzyılın ilk yarısında bölgede eşkıyalık artınca Arpaz Ailesi, can ve mal güvenliğini sağlamak için Rodoslu ustalara taş bir kule yaptırmaya karar vermişler.

Kule, taş, kireç kaymağı, kum, keçi kılı ve yumurta akı gibi malzemeler kullanılarak, Orta Çağ şövalye mimarisi stilinde yapılmış. Gerçekten de köşe kuleleriyle bu yapı, Rodos’taki St. Jean şövalyelerinin ait kaledeki Naillac Kulesi’ni andırıyor.

Tehlike anında evden uzatılan bir asma köprü ile taş kuleye sığınılır, tehlikenin geçmesi beklenirmiş. Kule, korunma ile savunmaya yönelik özellikleri ve geniş görüş açısı nedeniyle gözetleme amacıyla kullanılmaktaydı.

 

   

 

 

 

Terasın köşelerindeki çıkma kuleciklere açılan çok sayıda menfez hem geniş bir gözetleme açısı sağlıyor hem de her yöne ateş edebilme kolaylığı getiriyordu. Bir çıkma mazgal, giriş kapısını zorlayanların üzerine kızgın su akıtmaya yarıyordu.

Dışa tamamen kapalı olan kulenin zemin katı, Meşrutiyet dönemine kadar zindan olarak kullanılmış. Malikânenin ön cephesi ise yıllar sonra bir eşkıya baskını sırasında yıkılmış.

1911 yılındaki bir başka baskında Çakırcalı Mehmet Efe, Arpaz Ailesi’nden Osman Beyi dağa kaldırmış. Osman Bey’in torunları, hâlen Nazilli’de yaşıyor. İlginçtir, ailenin yeni nesil bireylerinin hemen hepsi, doktor.

Günümüzde malikâneden geriye sadece Beyler Konağı, kule ve hamamın bir parçası kalmış. Arpaz Ailesi, 1970’li yıllara kadar bu evde oturmuş. Günümüzde SİT alanı ilan edilen kule ve müştemilatı, Nazilli’nin önde gelen kültür anıtlarından biri olarak ziyaretçi çekiyor.

 

   

 

 

Benzer İçerikler