Alabanda Antik Kenti

Zenginliğin, şatafatın kenti Alabanda

 

Kültürün, zenginliğin, şatafatın kentidir Alabanda. 2000 yıl önce yaşamış antik çağ yazarları, Alabanda halkının zevk, sefa ve refah içinde yaşadığından bahsederler. Entelektüel bir topluma sahip olan kent, mimarlar, hatipler, sanatçılar yetiştirmiş; mezar taşları üzerinde bu kişilerin meslekleri yazılmıştır. Hekim, mimar, öğretmen, banker, tüccar, sülük satıcısı ve sokak lambacısı gibi pek çok işkoluna sahip kişiler görülmektedir. Dağlarından değerli cevherler çıkarıp işleyerek bunları mücevherlere dönüştüren kent halkı, refah içinde yaşamış, kent değerli taş mezatında önemli bir merkez olmuştur. Ziyaretçiler, kültürün ve eğlencenin entellektüel kenti Alabanda'da kalıntıları arasında gezerken, bir zamanlar yaşanan refahın, sefanın izlerini sürecek, zihinlerinde geçmişi yaşama fırsatı bulacaklardır.

 

Alabanda’da Apollon tapınağı, çift diazomalı antik tiyatro, bouleuterion (kent meclisi), şehir kapısı ve hamamlar belirgin biçimde görülebilecek kalıntılardandır. Ayrıca şehirde Helenistik ve Roma dönemlerinden kalma kuleli surlar, agora ve anıt mezarlar, Roma dönemine tarihlenen bir su kemeri ziyaretçilerini beklemekte. Alabanda kazılarında bulunan taşınabilir eserler, Aydın Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

Aydın ili, Çine ilçesinin yaklaşık olarak 7 km. batısında yer alan antik yerleşim, Marsyas (Çine) Çayı’nın batısına konumlanmıştır ve İç Karia’nın en önemli antik kentlerinden biridir.

 

 

 

 

Kentin Tarihi

 

Alabanda hakkında en eski bilgiler, günümüzden 4000 yıl kadar önce Anadolu’da hüküm süren Hitit Krallığı Dönemi'ne kadar gider. Bugünkü İran topraklarında kurulan Perslerin MÖ 480 yılında düzenlediği Yunanistan seferi sırasında Alabanda büyük bir Phrygia kenti olarak bilinmekteydi. Bundan 200 sene sonra Karia Kentleri Birliği'nin bir üyesi olduğu ve bundan 100 sene sonra kentin isminin savaş döneminde, Khrysaor Antiokheia olarak değiştirildiğini bilmekteyiz. Apemeia Barış Antlaşması sonrası (MÖ 188) asıl ismine dönen Alabanda, Rodos’un yönetimine girmiştir ve nihayet günümüzden 2 bin 100 sene önce Alabanda özgür bir kent olmuştur. Alabanda, Hristiyanlık döneminde Afrodisias Metropolitliği'ne bağlı bir piskoposluk merkezi olarak yaşam sürmüştür.

 

 

 

 

Araştırma Tarihçesi

 

Alabanda’daki ilk kazı çalışmaları, 1904-1905 yıllarında Halil Edhem Bey tarafından gerçekleştirilmiştir. Kazı çalışmaları, 2015 yılından itibaren Erzurum Atatürk Üniversitesi tarafından devam ettirilmektedir.

 

Kent Surları

 

Alabanda’nın sur duvarlarının toplam uzunluğu, 4,5 - 5 km.’dir. Arazinin yapısı ile uyum içerisinde olan surlar, kenti koruma altına alırlar. Bu surlar, kent tarihi boyunca üç kez yenilenmiştir.

 

Tiyatro

 

Oturma sıralarının yarım daireyi aşacak şekilde olması, tiyatronun Helenistik dönemde inşa edildiğini göstermektedir. Orkestra ile oturma sıraları arasında düzensiz işçilikle inşa edilmiş bir duvarın varlığı, tiyatronun Roma döneminde esir askerlerden ve kölelerden oluşturulan “gladyatör” isimli savaşçıların dövüşleri, vahşi hayvan mücadeleleri ve su oyunları oynamak amacıyla kullanıldığını anlatıyor bizlere. Alabanda Tiyatrosu'nun (yerinde yapılan ölçümlere göre) 6 bin 200 kişilik kapasitesinin olduğu düşünülmektedir.

 

 

 

 

Bouleuterion (Meclis Binası)

 

Alabanda’nın en önemli kalıntılarından biri olan bouleuterion (Meclis Binası), dikdörtgen planlı bir yapı olarak dikkati çekmektedir. 26x36m.’lik ölçüleriyle zamana karşı koyarak büyük oranda sağlam olarak günümüze gelebilmiştir. İçerisinde kavisli oturma sıraları bulunan ve kent meclisinin toplandığı bouleuterionun duvarlarındaki blokların üzerindeki Grek harflerinin usta ya da atölyeye işaret ettiği düşünülmektedir.

 

Zeus Khrysaoreus Tapınağı

 

Halil Edhem Bey tarafından 1904 yılında yapılan kazıda ortaya çıkarılan Dor düzenli tapınak, tiyatronun 200 m. kadar kuzey batısında yapay bir teras üzerine inşa edilmiştir. 6x11 sütuna sahip bir pronaos bir de celladan oluşan, opistodomosun bulunmadığı peripteral tapınak, inşa tekniği, işçiliği ve ortaya çıkarılan buluntularına göre MÖ 4. yüzyılın ortalarından kalma olmalıdır.

 

 

 

 

Agora

 

Alabanda Antik Kenti'nin önemli yapılarından biri, Doğanyurt köyü yolunun hemen güneyindeki agoradır (çarşı, pazar yeri) ve 1904 yılında Halil Edhem Bey tarafından açığa çıkarılmıştır.

 

Ulaşım

 

Aydın il merkezinden kalkan Çine otobüsleri, minibüsleri ya da özel aracınızla Çine ilçesine geldikten sonra, Doğanyurt, Esentepe minibüsleri, taksi ya da yine özel araç ile antik kente ulaşabilirsiniz.

 

Giriş

 

Haftanın her günü, kışın 08.30-17.30, yazın 09.00-19.00 saatleri arası ziyarete açıktır.

Alabanda Ören Yeri'ne girişler ücretsizdir.

 

Benzer İçerikler