Davutlar Yürüyüş Parkuru

PRİENE Z YOLU

Kurşunlu Manastırı - Davutlar Yürüyüş Parkuru

 

PARKUR ADI: Priene Z parkuru.

 

BAŞLANGIÇ NOKTASI:15 m rakımlı Güllübahçe Mahallesi.( Priene Antik Kent Surları)

 

BİTİŞ NOKTASI : Davutlar termal tesisleri.

 

PARKURUN ZORLUK DERECESİ:Parkur 14 km’lik uzun tırmanışı zor bir parkur. ( 7 – 8 saat sürmektedir)

 

PARKURUN ÖZELLİĞİ: Parkur Söke – Doğanbey karayolu ürerinde Güllübahçe Mahallesi batı bitişinden başlayarak, Priene antik kenti içinden geçilir. Antik kent çıkışı kızılçam ormanları arasından çarsak zeminle başlar. 370 rakımlı kaya sert kalkerin oyulması sonucu yapılan % 100’e yaklaşan eğimli bir yoldan ulaşılır. Buradaki molanın ardından 370 metreden 945 m rakımlı Samson Dağının geçiş noktasına zor bir tırmanış bittiğinde 4 saatlik bir zaman geçmiştir. Sonra yatay bir orman içi yolun sonunda Kuşadası Körfezi manzaralı iniş, Nallıca Yaylası ve çeşmesinden hemen sonra Kurşunlu Manastırı’na ulaşılır. Bundan sonra makilerin oluşturduğu bitki tünellerinden Davutlar yakınındaki termal tesislerine ulaşılır. Zamanınız olursa burada sıcak termal havuzlarda yorgunluğunuzu giderebilirsiniz.

 

 

 

  

 

MOLA YERLERİ: İlk molayı Priene antik kentinde fotoğraf molası, ikinci mola Miletos , Didim, Bafa Gölü’nün kuş bakışı görülebildiği 370 rakımlı tepe. Madara Çeşmesinden su takviyesi yapıldıktan sonra üçüncü ve ana mola Samson Dağı zirvesi. Dördüncü mola Nallıca Yaylası ve Kurşunlu Manastırı.

 

 

GÖREBİLECEKLERİNİZ

 

Priene Z Parkuru, 14 km’lik çok zor bir parkurdur. Parkur boyunca adrenalininiz tavan yapacak. Önce Priene Z’nin muhteşem yapısına tanık olacaksınız.

 

 

    

  

 

Aydın‘ın Söke ilçesi Güllübahçe Mahallesi’nde bulunan Priene Antik Kenti, dünyada eski şehir planlamacılığının en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Söke’nin 15 km güneybatısında kurulan antik kent, 370 metre yükseklikteki sarp kayalık arazide yer almasından dolayı denizden ve çevreden gelebilecek saldırılara karşı tarih boyunca avantaj sağlamış.

 

 

 

 

 

 

Hakkındaki bilgilere tarihte ilk kez MÖ 7. yüzyıldaki antik kaynaklarda ulaşılan Priene Antik Kenti’nin MÖ 2. yüzyılda kurulduğu düşünülüyor. İyon uygarlığının bir parçası olan Priene, aralarında Efes ve Milet’in de olduğu 12 İyon şehir devletinden biri. Miletli mimar Hippodamus tarafından geliştirilen ‘grid sistemi’ Priene’nin isminin dünyaca tanınmasında en önemli etken. Dünyada şehir planlamasının öncüsü olarak da kabul edilen grid sistemi, ızgara biçimli kent planı anlamına geliyor. Priene’de genellikle 3-5 metre genişliğe ulaşan şehir sokakları, eğimli arazi nedeniyle merdivenli olarak inşa edilmiş.

 

 

 

  

 

Deniz ticareti ile zenginleşen şehrin Naulokhos adını taşıyan limanı, Büyük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlar ile dolarak Büyük Menderes Ovası’nın toprakları altında kalmış. Limanın verimli topraklarıyla dolu Priene Ören Yeri‘nin en önemli yapıları arasında Demeter Tapınağı, Athena Tapınağı (MÖ 4. yüzyıl), 5 bin kapasiteli antik tiyatro, agora, Zeus Tapınağı, bouleuterion (MÖ 150), yukarı gymnasion, aşağı gymnasion, Mısır Tapınağı, Büyük İskender’in evi, Bizans Klisesi, nekropol ve konut alanlarını saymak mümkün.

 

Priene Antik Tiyatrosu 5 bin kişilik kapasitesi ile MÖ 350 yılında inşa edilmiş. Tanrıça Athena adına, şehre en hakim noktada inşa edilen Athena Tapınağı’nın önünde Athena’nın altın ve fildişinden yapılan heykeli de şehrin en önemli sembollerinden. Günümüzde Athena Tapınağı’nın sunak bölümünün bir kısmı görülebiliyor. Priene Antik Kenti’nin biri batıda, diğer ikisi doğuda olmak üzere 3 giriş kapısı bulunuyordu. Kentin ana giriş kapısı olan Doğu Kapısı, taşlı kaldırımlı uzun bir yokuş yoldan sonra ulaşılan tiyatro sokağının kuzey doğusunda yer alıyor.

 

Kentin dokusunu hissetmek ve zamanda yolculuk hissini yaşamak için 1986 yılında Hoepfner ve Schwandner tarafından hazırlanan rekonstrüksiyona bakmak gerek. Kentteki tüm mimari yapıların konumları ve şehir planını ortaya çıkaran bu çizim, kentin atmosferini hissettiriyor.

 

Kral yolunu tırmanırken dikkatli olmalısınız. Göreceğiniz manzara heyecanınıza değecektir Baharda giderseniz yarımadaya özgü endemik tür olan ‘Tüylü Çan’ çiçeğini ara ara göreceksiniz. Bu çiçek 2016 da ‘çiçek ve çocuk ‘ temalı Expo Antalya’da yarışma ikincisi oldu. Bu çiçeği sakın koparmayın.

 

370 rakımlı tepeden Latmos Dağlarını, Büyük Menderes Deltasını, Bafa Gölünü, Ege Denizini kuşbaşı göreceksiniz. Madara Çeşmesinden su için ve Çarşak zemin tırmanışına geçmeden su ihtiyacınızı gidermiş olursunuz. Samson dağlarını aşınca Kuşadası Körfezini ve Samos Adasını uzaktan göreceksiniz. Nallıca çeşmesinden su takviyesi yaptıktan sonra Kurşunlu Manastırında son molanızı veriniz. Manastır çıkışından sonra 5 – 6 km boyunca bitki tünellerine girip çıkacaksınız. Yürüyüş Davutlar mevkiinde 70 m rakımlı termale ulaştığınızda gördüklerinizdeki haz yorgunluğunuza değecektir.

 

ULAŞIM :Güllübahçe- Söke arası 14 km, Aydın – Güllübahçe arası 70 km, Güllübahçe- İzmir Adnan Menderes havalimanına 120 km ile ulaşım sağlanabilir.

 

LOJİSTİK DESTEK : Söke Jandarma : 0 256 511 11 41

                                        Güllübahçe Muhtarı:0 533 730 12 29

 

 

 

Benzer İçerikler