Daha Fazlası

Amyzon (Mazın Kalesi)

 

 

Yöre halkı tarafından Mazın Kalesi olarak anılan Amyzon, Alinda Antik Kenti'nin hemen kuzeyinde, yüksek ve sarp kayalık bir yerde kurulmuş eski bir Karia kenti. Eski çağ yazar ve coğrafyacılarının övgüyle bahsettikleri antik yerleşim, Koçarlı ilçesinin 30 km. güneyindeki Akmescit Mahallesi sınırları içinde bulunuyor.

 

Tarihçi Strabon Amyzon'dan, kapı komşusu olduğu üç Karia kenti Herakleia, Euromos ve Khalketor'un ileri karakolu olarak bahsediyor. Bu gizemli kent hakkındaki bilgilerin çoğu ise burada bulunan yazıtlardan elde edilmiş. Bu belgelere göre, MÖ 3. yüzyılda Ptolenosların kontrolünde olan Amyzon, aynı yüzyılın sonuna doğru -bugün şartları bilinmeyen bir anlaşmayı- Herakleia ile imzalamış.

 

Roma devrinde de varlığını devam ettiren kent, daha sonra önemli bir psipokosluk merkezi olmuş. Amyzon kentinin kalıntıları, günümüzde de görülebilir durumda. Kentin etrafını, izodomik regtogonal şekilde örülmüş, karakteristik taş işçiliği sergileyen surlar kuşatıyor. MÖ 300'lü yıllara tarihlenen kent duvarları, çok iyi korunmuş olarak zamanımıza kadar gelebilmiş.

 

Yazıtlardan edinilen bilgilere göre kentin bir diğer önemli kalıntısı, Apollo ve Artemis’e ait olduğu düşünülen tapınak. Tapınak tamamen yıkıldığı için planı hakkında bir şey söylemek pek mümkün değil. Bununla beraber yıkıntılar arasında, Dor ve İyon formunda örnekler veren parçaların varlığı, her iki düzenden de yararlanıldığını anlatıyor bizlere. Bunların dışında, kentte ne olduğu tam olarak anlaşılamayan birkaç yapı kalıntısı daha bulunuyor. Güneydeki kent duvarlarına paralel ve surun içinden uzanan 17 oda, buna örnek teşkil ediyor. Toprak altındaki bu odalar, küçük taşlar kullanılarak oldukça sağlam olarak yapılmış. Sonraki yüzyıllarda bu yapıların birer sarnıçtan çok, dükkân alarak kullanıldığı sanılıyor. Tiyatro, agora ve çeşme kalıntılarına sahip ören yerinde su getirmeye yarayan bir kemerlerin bulunmayışı, ayrıca kent içinde sarnıçlara rastlanmayışı, bölge halkının su ihtiyacını birkaç doğal kaynaktan sağladığını düşündürüyor.

 

 

Cincin Kalesi

 
İlçe merkezi ile Çakırbeyli arasında bulunan Cincin Mahallesi'ndeki kale, Koçarlı’nın 16. yüzyıl yerel beylerinden Cihanoğulları tarafından yaptırılmış. Yörenin köklü tarihini gözler önüne seren kale, payandalı yüksek duvarlarla çevrili.

 

 

 

 

Cincin Cihanoğlu Camii

 


Koçarlı ilçesinin Cincin Mahallesi'nde bulunan cami, 1777 tarihinde Cihanoğlu Ailesi tarafından yaptırılmış. Tarihî cami günümüzde de halkın kullanımına açık.

 

 

 

 

Koçarlı’nın Tatları


Koçarlı, yerel tatlarıyla da misafirlerinin kalbini fethetmeyi başarıyor. Tarih boyunca tarımsal üretim için verimli topraklara sahip olan ilçede, incir, zeytin ve üzümün yanında, çam fıstığı da yaygın olarak üretiliyor. İlçe merkezinde, kasaba ve köylerinde, özellikle düğünlerde yapılan keşkek ve yuvalama yemeği ise gastronomik açıdan her geçen gün değeri artan lezzetler olarak tanımlanıyor. Eski bir Koçarlı geleneği olan üzümden pekmez üretimine ise Bağcılar köyü başta olmak üzere ilçenin pek çok noktasında rastlanabiliyor.

 

 

Razaki Üzümü

 


Koçarlı ilçesine 15 kilometre mesafedeki 800 haneli Bağcılar köyünde üzüm yetiştiriciliği yapan çiftçiler, dağ eteklerinde yetişen ve soğuklar başlamadan toplanması gereken “razaki” üzümünün pekmezini yapmak için gece - gündüz demeden çalışıyor.

 

Gerekli bakımının dışında zahmetsiz ve verimi yüksek olan üzümün toplanmasından kazanlarda kaynatılıp pekmez oluncaya kadar bütün aşamalarda geleneksel yöntemi kullanan çiftçiler, hem tadı hem de kalitesinin yüksek olması dolayısıyla pazarda kolayca müşteri bulduklarını belirtiyor.

 

Sonbahar aylarında köyde yediden yetmişe herkes, başlıca geçim kaynakları olan üzümün hasadı için sabahın erken saatinde bağların yolunu tutuyor. Üreticiler, fazla zahmet gerektirmeyen ve düz ovadaki gibi sulamaya ihtiyaç duyulmadan, dağ eteklerinde yetişen razaki üzümü hasadının ise itina ile yapılması gerektiğini söylüyor.

 

Tam olarak olgunlaştığı sırada hasat edilmeye başlanan üzüm, pekmez yapılmak üzere kasalara doldurularak taşınıyor. İnce işçilik gerektirdiği için hasadından toplanmasına, kasalara yerleştirilmesinden pekmezin yapımına kadar hemen hemen tüm aşamalarda en fazla işi ise kadınlar üstleniyor.

 

Pekmez yapılmak üzere getirilen üzüm, geleneksel yöntemlerle suyunun çıkartılması için iki - üç tabak killi toprakla birlikte çuvala yerleştiriliyor. Daha sonra da ezmek suretiyle suyu çıkartılarak pekmez kazanına konuluyor ve yaklaşık iki saat odun ateşinde kaynatılıyor.

 

Kazanın başında bekleyen kadınlar, suyun üzerine çıkan köpükleri süzgeçlerle alıyor. Belli bir kıvama geldikten sonra, ateşten alınan pekmez, yaklaşık iki saat dinlenmeye bırakılıyor. Ardından kazana boşaltılan pekmez, bu sefer üç saat boyunca kaynatılıyor. Kıvamını bulan pekmez, dört gün bekletildikten sonra, kavanoz ve şişelere doldurularak sipariş sahiplerine gönderilmek üzere hazır hale getiriliyor.

 

 

 

 

 

Benzer İçerikler