Atça

Sultanhisar'daki Paris Atça

 

Türkiye'de benzeri olmayan bir yerden söz etmek istiyoruz sizlere: Sultanhisar'a değer katan, Atça.

Bu şirin yaşam alanı, 27 Mayıs 1919'da uğradığı düşman işgalinden 5 Eylül 1922'de kurtulduğunda yakılıp yıkılmış, virane bir halindeymiş. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte tekrar büyümeye başlayan Atça'yı yeniden inşa etmek üzere dâhiyane bir fikir geliştirilmiş. Paris'in meşhur caddesi Şanzelize'nin (Champs-Elysees) diğer caddelerle kesiştiği, ismi daha sonra Charles de Gaulle olacak Etolie Meydanı örnek alınarak Atça'ya bir yerleşim planı hazırlanmasına karar verilmiş. Cumhuriyetin ilk yıllarında belediye başkanlığı yapan Maşacızade Hafız Mehmet Efendi'nin girişimleriyle, Atça'ya benzeri bir model uygulanmış.

Etolie Meydanı'na bağlanan 12 caddeye karşılık Atça'ya, 45 derece açı ile sekiz simetrik ana cadde ve bunları dik kesen yüzlerce düzenli sokak yerleştirilmiş. Zafer Takı'nın bulunduğu yere ise Atça Parkı konulmuş. Çok katlı yapılaşmaya izin verilmeyen yerleşim yeri, daha çok bahçe içindeki müstakil evlerle donatılmış.

Nihayetinde Türkiye'de bu şekilde tasarlanmış ilk ve tek yerleşim birimi olan Atça ortaya çıkmış.

 

 

Yerleşimin kalbinde bulunan 95 metre çapındaki Atça Parkı ise 7 bin 84 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Sekiz ana caddeye kapısı olan bu nokta, dinlenme ve eğlence yeri olarak kullanılıyor.

Günümüzde şehitlik abideleri, Türk ve Rum mimarisini kesiştiren tarihi evleri, huzur dolu göletleri ve mesire alanlarıyla cazibe kazanan Atça'yı biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz?

 

İşte beş adımda Atça'nın önde gelen ziyaret adresleri:

1- Çomaklı Ovası Şehitler Abidesi

Atçalı 15 kişi, Cumhuriyet öncesi işgal günlerinde düşman askerleri tarafından 24 Nisan 1921 gününün gece yarısı evlerinden alınıp, önce Bayramyeri Camisi önüne getirilmişler. Sonra da Çomaklı Ovası mevkiine gizlice götürülerek satır ve süngülerle hunharca katledilmişler. Bu vahşetten sadece üç kişi kurtulabilmiş, diğerleri ise şehit olmuş. O günlerde şehit düşen atalarımızı minnet ve şükranla anmak, ruhlarını şad etmek üzere bu anlamlı anıt dikilmiş.

 

2- Hacı Kemal Efendi Camii

Bayramyeri Camisi olarak da tanınan tarihî mabet, 1730 yılında Hacı Kemal Efendi tarafından yaptırılmış. Kurban ve Ramazan Bayramlarında önünde "Gencer" kurulduğundan, halk buraya bayramyeri olarak adlandırmış. Caminin ismi, 1977 yılında Atça Yaptırma ve Yaşatma Derneği Kongresi'nde alınan bir kararla Kemal Paşa Camii olarak değiştirilmiş. 

 

3- Sönmezler Konağı ve Bayman Evi

Atça'da 1936 yılında yaptırılan Sönmezler Konağı'nın yanı sıra, Bayman Evi de tarihi niteliğiyle ilgiye değer. Bayman Evi, Atça eşrafından Kırkbıyıklar Hüseyin Bey tarafından, 1906 yılında Rodoslu Mimar Andon'a yaptırılmış. İyon nizamına göre inşa edilen bu ev, Grek mimarisinin bütün özelliklerini üzerinde barındırarak yöreye değer katıyor.

 

4- Belediye Binası

1879 yılında belediye ünvanına sahip olan Atça, Kurtuluş Şavaşı'ndan önce muhtelif binalardan yönetilmiş. 1935 yılında ise Uray Binası'na taşınmış. Bina, bugün de kullanılmakta.

 

5- Hacı Salih Bayırı Mesire Alanı


2005 yılında Atça Belediyesi tarafından doğal dokusu bozulmadan hazırlanan Hacı Salih Bayırı Mesire Alanı, 2009 yılında başka amaçlarla kullanılmaması için mesire alanı olarak tescil edilerek piknikçilerin vazgeçilmez mekânlarından biri haline gelmiş.

 

6- Atçalı Kel Mehmet Efe

   

 

Atça’da kır bekçiliği yaparken, Ağanın kızına aşık olup genç yaşta dağa çıkmıştır. Atçalı Kel Mehmet Efe kendi liderliğinde, 1829 yılında Kuyucak’ta başlayan Aydın ayaklanması ile vergi yükünden bunalan halka, keyfi alınan vergilerin kaldırıldığını bildirmiş, Aydın’ın idaresini ele geçirerek: Vali-i vilayet, hademe-i devlet, Atçalı Kel Mehmet” şeklinde bir mühür bastırmıştır.

Aydınlıların yanı sıra, Kütahya, Manisa, Burdur ve Denizli 'nin bazı kazaları, onun ileri sürdüğü fikirleri sevinçle karşılamış, ona kapılarını açmış ve kendilerine efendi yapmışlardır. İlk ayaklanmasında Aydın mütesellimi ve yanındaki adamlarıyla girdiği çatışmalar hariç, diğer kasabalarının hiç birisinde ona karşı silah atılmamıştır. Aksine, adamlarıyla birlikte bu kasabalara birer kurtarıcı gibi girmiştir.

İdaresi altında bulunan yerlerde halkının malına, canına ve ırzına saygı göstermiş, seyahat hürriyetine engel olmamıştır. Zulmü ve adaletsizliği ortadan kaldırmak, yeni bir düzen kurmak için çalışmıştır.

Atçalı Kel Mehmet Efe’nin yaptıkları, devlete karşı gelmek olarak algılanıp padişah tarafından onaylanmamış; üzerine gönderilen Osmanlı kuvvetlerine 1830’da yenilen Atçalı çatışmada ölmüştür.

 

 

 

 

Benzer İçerikler